• 212 999 99 99
  • info@ruhsagligiplatformu.org

Sözcünün Mesajı

  • Blog Title

    Sözcünün Mesajı

    Ruh Sağlığı Yasası Platformu Sözcüsü Klinik Psikolog Emre Konuk: Yeni Ruh Sağlığı Yasası Hak ve Toplum Temelli Olmalıdır

    Ruh Sağlığı Yasası Platformu Sözcüsü Klinik Psikolog Emre Konuk,  “Yeni yasa toplum temelli bir anlayışa dayanmalı ve yürütülmelidir. Kapsayıcı bir yasa ihtiyacı kaçınılmazdır” dedi.

    Yeni “Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı” içerdiği temel ruh sağlığı anlayışı, meseleyi ele alışı ve yaklaşımı açısından ruh sağlığı uzmanları ve sektör örgütleri tarafından eksik bulundu. Tasarının bu haliyle yasalaşması halinde sektörün ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu belirtildi.

    Ruh Sağlığı Yasası Platformu Sözcüsü Klinik Psikolog Emre Konuk,  Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı’nın barındırdığı pek çok eksikler yanında özellikle gelişmekte olan bir ülkenin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu söyledi.

    Kapsamlı bir yasa çıkarılmalı

    Yeni Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı’nın (RSY) hak ve toplum temelli olması gerekmektedir. Tasarı toplumun tüm kesimlerini kapsamaktan uzaktır. Ülke nüfusu her yıl 800 bin artıyor ve ruh sağlığı alanında hizmet veren uzman açığı sayısı ise 300 bindir. Açık hızla büyüyor. Bu açık hızla kapatılmalı, kapsamlı bir yasa ile ruh sağlığı hizmetinin önü açılmalı ve yüksek sosyo-ekonomik düzeye hitap eder hale gelmesinin önüne geçilmelidir.” dedi.

    Ruh Sağlığı Yasası’nın hazırlanışı şeffaf ve demokratik olmalı

    Önerilen Yasa Tasarısı’nın hazırlanışına tüm ilgili meslek örgütleri ve kuruluşların davet edilmediğini ifade eden Konuk, şöyle devam etti: “Süreç,  katılımcı derneklerin merkez yönetim kurullarında paylaşıldığı gibi, Şube Yönetim Kurulları ve üyeleriyle de paylaşılmalı, katkıları talep edilmelidir.

    Tüm ülkeler ruh sağlığı uygulamalarında “aile kurumuna” çok önem vermiş ve müdahale programları geliştirmiştir. Aile Danışmanlığı ve Çift ve Aile Terapileri gibi uluslararası ve ulusal alanlarda tanımlanmış, akredite olmuş bu mesleklerin ruh sağlığı hizmeti veren meslekler olarak kabul edilmemesi, hatta yasanın bütününde “aile” kelimesinin dahi olmaması çok yadırgatıcıdır.

    Psikoterapinin tıbbi müdahale olmadığının altı çizilmeli

     Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı’nda ruh sağlığı hizmetinin yalnızca ekiple verilmeyeceği net belirtilmeli, serbest çalışmanın önü açılmalıdır” diyen Konuk, yasada Psikoterapiyle ilgili tüm gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini, Psikoterapi hizmeti veren Psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanı,  Aile Danışmanı, Çift ve Aile Terapisti ve PDR çalışanının nasıl yer alacağının düzenlenmesine ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Yasa tasarısında sorunlar ve eksiklikler olduğunu anlatan Konuk şu tespit ve önerilerde bulundu:

    • Yüksek Lisans sahibi Psikolog, PDR, Sosyal Hizmet Uzmanı, Aile Danışmanı ve Çift ve Aile Terapistlerinin serbest faaliyetleri düzenlenmelidir.

    • Ruh Sağlığı Hizmeti veren profesyonellerin meslek standartları, yetkinlikleri, asgari eğitim koşulları, serbest çalışmanın düzenlenmesi, akreditasyon, lisanslama, sertifikasyon ve diğer konular meslek kuruluşlarının oluşturacağı ve kamu çalışanlarının da yer alacağı bir Akreditasyon Kurulu tarafından oluşturulmalı ve yürütülmelidir.

    • Çift ve Aile Terapisi, ABD ve Avrupa’da ve daha pek çok ülkede olduğu gibi ruh sağlığı hizmeti veren bir meslek olarak kabul edilmelidir.

    • Gelişmekte olan bir ülkenin ihtiyacına cevap verebilmelidir.

    • Eğitim standartları hızla geliştirilmeli ve düzenlenmelidir.

    • Dört yıllık lisans programlarında pratik uygulamalara, sorun çözme becerilerinin geliştirilmesine, yakın tarihli travmatik süreçlere ve afetlere müdahale becerilerini içeren eğitim programlarına ağırlık verilmelidir. Bu alanlarda “sertifika programları” oluşturulmalıdır. Gençler çok erken yıllarda hizmet vermeye, üretmeye teşvik edilmelidir.

    • RSY Amerika, Avrupa ve diğer ülkelerde olduğu gibi “ruh sağlığı hizmeti veren” ve meslek örgütü olarak kabul edilen tüm meslekleri kapsamı içine almalıdır.

    • Yeni yasa, mesleği kötüye kullanmanın denetimi konusuna açıklık getirmelidir.

    • Psikoterapi, yeni yasada "tıbbi müdahale" olarak tanımlanmamalıdır.

    • Aile Terapisi, ruh sağlığı hizmeti olarak kabul edilmeli, devlet tarafından finanse edilmeli ve giderler Sosyal Güvenlik Kurumu'nca (SGK) karşılanmalıdır.

    • Mevcut yasa tasarısındaki 12. madde yeniden ele alınmalıdır. Bu maddeyle, Psikiyatrların olmadığı yerde diğer hekimlerin ruh sağlığı ile ilgili tanı koyabilmesinin önü açılmıştır. Yeni yasada bu durum da düzeltilmelidir.

    • Ruh sağlığı sorunu yaşayanların güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmesi, sağlıklı bir kişiye oranla 67 kez daha fazladır. Bu yüzden, hastaların bu süreçte nasıl sorgulanacağı da özellikle düzenleme gerektiren konulardandır.